24 Mart 2012 Cumartesi

Yogurt, okul...

Devrim Erbil sergisinde



Ufak ufak yoğurda başladık. Henüz bir belirti yok. Öksürdüğü an süt ve süt ürünlerini yeniden keserim. Ama nasıl yedi yoğurdu anlatmak olmaz. Yaşamak lazım. 1 ufak kutu yoğurt tam 1 dakikanın altında yalap şap bitti. Bi daaa... bi daaaa... desede... yeter dedim. Ne olur ne olmaz. Zaten 1 haftadır kahvaltılarda peynir yiyoruz... Aman dedim. Süt için bekleyeceğim. Mayıs ayını bekleyeceğim. Ama bakalım yoğurt beraberinde öksürük getirecek mi?

Bu aralar havalar da güzelleşince bol bol dışardıdayız. Kış boyu evin koridorunda iyice pişen scooter olayımız dışarıda tam gaz devam. İnanılmz hareketler de başladı. Tek ayak havada... Tek ayak yanda havada... Çift ayak scooter da... Bu işi iyi yapıyor artık. Scooter a iyi binebilen ve yaşıtlarından çok daha hızlı gidebilen bir kızım var :) Bana çekmiş. hehehe... Bende bu konularda yetenekliyimdir. Aferin ona. Ayrıca sıcak da gelse, kasksız binmediği için 2 kere bravo...

Sayesinde fransızca öğreniyorum. Sınıfımızdan çoook memnunum. Okuldan almaya gittiğimde, burda kalalım diye gözümün içine bakıyor. Öğle uykuları olmasa... Biz hala öğle uykusu uyuyoruz. Arkadaşlarının hemen hemen hepsi öğle uykusunu kestiler. Ben kesemedim hala. Ne demişler; uyusunda büyüsün. Ve artık hemen hemen her gece biz uyurken yanımıza gelmeye başladı. Hayır çaktırmadan girmese hemen yatağına geri götüreceğim. Ama sabah bi uyanıyorum yanımda fosur fosur uyuyor... Hem hoşuma gidiyor hem de bozuluyorum... Fena durumlar yani...

Seneye tam gün okuldayız. Aynı sınıfta. Hoş 2-3 okula başvuru yaptım. Onlardan haber gelirse işler değişebilir. Ama inanılmaz bir şey bu. Duyan da Türkiye'deki eğitimin çok süper olduğunu sanır. Fiyatlar almış başını gitmiş. Okullar da öyle bir halt yok. Sistem desen belli değil. Ne iş anlamadım millet kuralar, bekleme listeleri ile uğraşıyorlar... Takmıyorum kafayı ben. Nerede okursa... Biz uzun vadede burada olmayacağız. Ve şimdilik bu konuya burada nokta koyuyorum.
Olaylar yakında netlik kazanacak, o zaman paylaşırım.





13 Mart 2012 Salı

Mixed...






Çok komik bir kızım var benim. Geçenlerde brunch'a Bistro'ya gittik; evde yiyemediği nutellayı şapur şupur yedi. karnı tok olmasına rağmen, 2 farklı masaya gitti ordakilerle yemek yedi, bizim masaya geri geldi. Kendi işini hallediyor yani.

Puss in boots filmine bayılıyor. Seyredenler bilir, dans sahnesi var; aynen kediler gibi dans ediyor ve dans ederken kendi kendine çok gülüyor. Filmi fransızca seyrediyoruz, bazı sahnelerde neler oluyor bana anlatıyor... Fransızca sınıfı işe yaramaya başladı. Anluyor ve konuşmaya da başladı. Tuvaleti bittiğinde beni çağırırken c'e fini (nasıl yazılırsa) diye bağırıyor... Diğer dediklerini biz anlamıyoruz :)

Durup dururken zıplamaya bayılıyor. Herhangi bir yerde, birazcık zıplayan bir alanda tutamıyorum :)

Geceleri yatağından çıkıp yanımıza "çaktırmadan" yatıyor. Ama anında elinden tutup yatağına dönüyoruz :)

Çok tatlı çok komikde... Sabahları ve öğlenleri uykudan uyanınca bet oluyor. Huysuz. Sevimsiz:) Uyandıktan 30 dakika sonra normale dönüyor...

OK. Okul arayışları bu sene de aynen devam ediyor. Kafamda çok şey şekillendi. Zira bu sene birşeye karar veririz seneye ne olur bilemem. Ülkenin durumu ortada. Eğitim sisteminin geleceği belli... Kararımızla ilgili detay vermeyeceğim. Hayırlısı olsun. Bir gerçek seneye de International Pre School Plus'da French sınıfına devam. Okulu seviyor, hocalarını seviyor, sınıf arkadaşlarını seviyor. Bit kadar çocuğu maceraya atmanın doğru olmayacağını, seneye de aynı yerden devam etmenin doğru olacağını düşündük. Sonrasında göreceğiz. Panik yok. İçim rahat.

Biz şanslıyız. Diye düşünüyorum...

Bu sene Maral'ı karlı dağlarla tanıştırma hayalim suya düştü resmen. Onca kar montları, kazakları, eldivenleri, botları... Kask... Neyse acelem yok. Seneye. Maral için düşündüğüm bütün herşey için çok ağırdan almaya karar verdik. Herşeyin zamanı var dedik. Acele etmeye gerek yok. Ama başka bir gerçek var ki; yüzmeyi öğrenmesi lazım. Bu sene şart. Kollukla falan zaten yüzüyor, ama derdim tekneye gittiğimizde arkamızı dönersek lök diye suya düşerse - ki ihtimali çok yüksek - yüzmeyi bilmeli.

Maral dışında, çok şahane krem keşfettim. Clarins 40 yaş üstü kremleri. Gündüz ve gece ayrı iki krem. Fark yapti dersem yeridir. Tavsiye ederim.

Oscar filmlerini seyrettim. Oscar adaylığı olmayanlarıda... The Artist 'i beğendim. Descendants'a bayıldım. The girl with the dragon tattoo filmindeki kıza bayıldım. Meryl Streep için ayrı bir ödül kayegorisi versinler. Çevirdiği her film için bir oscar almalı. Acaip bir performanstı Iron lady'de. War horse filmini hiç beğenmedim. O neydi öyle. Gereksiz. Törenlerle ilgili söyleyeceğim Angelina Jolie'nin sağ bacağı. Hiç ihtiyacı yoktu böyle bir harekete. Demek kendine güveni yok bu kadının. kadın gözümden düştü gitti. Çok kötüydü çooook. Billy Crystal'ı beğendim. Tom Cruise - Tom Cruise işte. Gözüm kapalı her filmini seyrederim. Tek! Kadınları pek beğenmedim bu sene. Ön plana çıkan yoktu be sene benim için.

Konu Oscarlardan açılmışken, sanırım Kasım'da Los Angeles'a gidiyoruz. Hatta şimdiden bilet bakmaya başladık. Direk uçuş olması ne iyi oldu. Bindik indik olacak. Çok seviyorum bu şehri. Havasını, suyunu - literally havasını, suyunu - insanlarını... Batı sahili insanları başka... Los Angeles, SAn Francisco, San Diego... Ve tek tek yazamayacağım kadar sahil kentler... Hepsine gideceğiz. :) Bir terslik olmazsa...

Bu arada öksürmekten yazamıyorum. Ne illet bir grip geçirdik... Maral atlattı hemen. Ama ben... Hala ara ara öksürüyorum. Yuh yani. Bir dipnot; Maral grip olmasına rağmen süt ve süt ürünleri tüketmediği için hiç öksürmedi. Hatta dün de biraz yoğurt yedi... gayet iyiyiz.

Şimdi fark ettim. Saat 1!e geliyor. Gidip yatmam lazım. Sabah koşuşturma, iş güç var.