12 Mayıs 2009 Salı

Doğuma 1 ay kala...

Evet Yaklaşık 1 ay sürem kaldı doğuma. Herşey iyi gidiyor. Bebek içeride bir sağa bir sola yatıyor. Her gün abartısız 6-7 saat yürüyorum. Kilo aldığım söylenemez. Kız 2 kiloyu geçti. Sağlımız iyi. Ne kadar zorlu bir ilk 3 ay geçirdiysemde, bir o kadar kolay ve rahat bir son 3 ay geçiriyorum. Cemil gitti, ablam geldi, Cemil döndü Yasmin'e ev bakmak derken zaman nasıl geçti anlayamadım. İyi de oldu. Bir iki defa kasılma yaşadım ama panik olmadan hayata devam... Bu günlerde ancak popomun üstüne oturabiliyorum... Bundan sonra daha çok fırsat bulabileceğim maillerime bakmaya, blogları takibe, etc... 

Neyse şimdilik yine kaçıyorum. Metropolitan müzesi, Moma bizi bekler... Bu arada merak edenlere.. 1 resmim var. Geçen gün çektik. Çok iyi değil. Ama tek! Şimdilik bununla idare lütfen... :))) Hepinizi kucaklıyorum... 

11 Nisan 2009 Cumartesi

Merak edenlere çok kısaca...

Beni merak edenlere hemen söyleyeyim... Herşey yolunda. New York'da evimi tuttum sonunda. Zor oldu açıkça ve hepsini anlatacağım ama yapılması gereken işler daha var. Kolay değil eve yerleşmek. Bir yerleşeyim, Cemil'i Istanbul'a yollayayım, herşey daha kolay olacak benim için...

Ben iyi, bebek iyi, New York - bildiğin New York. Şahane....

Hava soğuk ama ısınacak nasılolsa....

Herneyse yakında çok yakında görüşmek dileğiyle.

Sevgiler hepinize...

20 Mart 2009 Cuma

Ne alaka şimdi ama...

Şu aralar boşlamış durumdayım burayı ama pek yakında yine bu adreste, günde ikişer adet yazılı, bol fotolu bir blog göreceksiniz. Daha sık haberleşiyor olacağız. Merak edilecek bir durum yok; herşey yolunda... Böyle yolunda devam etmesi dileğiyle, bir iki hafta içinde görüşmek üzere diyorum. 



Bol bol fotolu, yazılı bir blogda laklaklamak üzere...

Hepinize selamlar...

xxxxxxxxx

PS: Fotodaki ayakkabılar numara 39 değil.. Van Gogh'un! Sayısız ayakkabı resimlerinden birisi...NY Metropolitan Müzesinde çekmiştim... Bu da benim esprim olsun :) Öpüyorum sizleri...

23 Şubat 2009 Pazartesi

Oradan buradan...

Amma da ara vermişim... Onca boş vaktim varken, nasıl oluyorda zaman bulamıyorum yazmaya hayret! Çalışırken daha kolaydı blog yazmak... 

Neredeyse Şubat ayının sonu... Zaman su gibi akıp gidiyor. 

Son bir ayda kısaca anlatmak gerekirse..... 

Çoğu yaşadıklarımı unuttum bile. :)))) Nasıl olur demeyin... Oluyormuş işte. Bende inanamıyorum ama zorladıkça daha çok şey unutuyorum... Bloguma daha sık yazmam gerek. Her gün! Hergün belki 2 kere! 

En önemlisi ablamın doğum gününü geride bıraktık. (19 Şubat) Onun yeni yaşını buradan bir kere daha kutluyorum. Dünyanın en iyi şeylerine layık olan ablamın yeni yaşı kutlu olsun. 

Bebek içeride dans etmeye başladı. Hem de son 2 haftadır bayağı bayağı hissedir hale geldim. Çikolata yiyince özellikle... Bir ufak çikolata ve içeride bayram havası başlıyor. Velet tad almaya başladı heralde... 

Sonra... Sonra Sevgililer Günü var. Ben sevgiliye Recep İvedik 2 filminin biletlerini aldım. Sürpriz oldu ona ve çok sevindi. Ama kendi adıma konuşayım; bir insan 2 saat boyunca sinemada komedi filminde hiç gülmeden oturabilir mi? İğrenç, rezil bir film. rezil ötesi. Hatta gittim demeye utanıyorum, öylesine rezil,bomboş bir 2 saat geçti... Allahtan ertesi günü Valkyrie filmine gittim. Oh yani. Adam gibi film! 

Frost/Nixon hariç bütün oscar filmlerini izledim. Bu sene geçen seneye göre çok başarılı ve iyi filmler yarıştı ve bence hakeden film aldı. 2 kere izledim Slumdog Millionaire'i... bayıla bayıla... Ve aynı şekilde Reader filmi... Kate Winslet'e de bayıldım. Zaten en sevdiğim aktris... İki kere sevindim adına... Oscarlar bu sene hep hakedenlere gitti kısaca. Mickey Rourke dışında. Sean Penn de mükemmel oynamış ve her aktörün altından kolay kolay kalkamayacağı sahnelere imzasını atmış. Film o kadar sıkıcı ve ağır ama Sean Penn bir o kadar da iyiydi... Ama bence Mickey Rourke çok ama çok başarılıydı. Kesinlikle o almalıydı. Zaten Sean Penn'de ödülünü alırken akademiye salladı ve açıkça sözleriyle Mickey Rourke'un alması gerektiğini belirtti...Wrestler şahane değil, ama Rourke ve Tomei filmi götürüyorlar.  

Oscarlara bayılıyorum. Seyrine doyum olmayan bir organizasyon. Keşke bir gün bir türk filmi de orada yarışabilse. En azından yabancı film dalında. Ama bizim halkın en çok izlediği filmlere bakıyorum da, mümkün değil. Toplum memnunsa, çekilecek kaliteli filmler yok derecede az olacaktır ve kimse daha iyisini yapayım demeyecektir. Neyse umarım bir gün! Ümidim yok ama... göreceğiz...


27 Ocak 2009 Salı

Özel bir durum, özel bir teşekkür!!!

Bugün çok özel 2 kişiye teşekkür etmek istiyorum. 

Öyle bir annem, öyle bir ablam var ki benim. Ne kadar teşekkür etsem, ne kadar sevdiğimi söylesem azdır. Annem mesela. Öyle bir kadındır ki...Hayata karşı duruşu ve, hayatın içinde duruşu ile örnek alınacak bir kadındır. Her anlamda bir kadın. Ondan öğrenecek o kadar şeyim var ki. Bir defa hiç bir zaman vızvızlanmamayı ondan öğrendim. Her zaman dürüst olmayı ondan öğrendim. Hayata dair en önemli değerleri hep ondan öğrendim. Çok zekidir. Onu henüz öğrenemedim. Çok güzeldir, o kadar güzel olmam mümkün değil. Çok ama çok iyi bir annedir, sadece bende kızıma annem kadar iyi bir anne olmayı becerebilmeyi dileyebilirim... Hayatımda annemden birşey rica etmeyeyim. Birşey istemeyeyim. Sadece benim için değil, ablam içinde ne yapar ne eder bizim için çabalar. Ama şımartmadan vermeyi de çok iyi bilir. Annelerin hakkı ödenmez derler... Ben ödemek istiyorum. Ben de en az onun kadar çaba harcıyayım onun için diyorum ama onun bize cevabı hep aynı : Siz mutlu olun yeter! Bu cümle çok önemli. Anlamını kavrayabilmekte! Siz mutlu olun yeter!  Ne kadar büyük bir olgudur bu! Kendini ön planda tutmayan ama her zaman ön planda kalmayı becerebilen bu kadın benim annem. Ve ben çok şanslıyım. Seni çok seviyorum anneciğim. Benim için yaptıklarını ödeyemem. Bugün benden kendi evine dönerken merdivenlerden çıkarken seni izledim. Benim için nasıl da yoruldun. Nasıl çabaladın. İçim fena oldu. Umarım seni hak ediyorum, hak ediyoruzdur...



Ve çok sevgili, çok güzel, çok saf ablacığım. Canım Yasmin. Sen çok ama çok önemlisin. Neredeyse 5 aydır senden inanılmaz bir performans gördüm. Hiç beklemediğim. Hiç ummadığım... Keşke bir gün sende benim gibi olsan da, bende senin için böylesine iyi arkadaş, böylesine iyi yoldaş, böylesine şahane bir kardeş olduğumu gösterebilsem. Sen hep böyle kal oldu mu? Sen gibi ol! Ve aradığın mutluluk, senden önce seni bulsun!




Her ikinizi de çok ama çok seviyorum...

 

Not: Bu canım babacığımı unuttuğum anlamına gelmiyor. Bu DEV adama başka bir yazı da, başka bir gün teşekkür edeceğim...