14 Şubat 2008 Perşembe

Sevgililer günü kutlu olsun! 2 kuduz 1 tetanoz aşısıyla!

12 Şubat sabahı koşmak için evden çıktım. Arnavutköy'den Aşiyan'a koşar ve dönerim hemen hemen her sabah. Değişik bir durum yok. Yine koşmaya başladım; hava çok soğuk, her sabah değil koşmayı yürümeyi zorlaştıran balıkçılar yok! Aman ne şahane diye düşünürken, Bebek'e gelmeden BP 'nin karşı kaldırımında, bir sokak köpeği bana doğru geliyor. Anormal bir durum yok; onun hemen arkasından da bir adam ve onun köpeği. Burası da normal.

Ben sokak köpeği ile karşı karşıya kaldım; nasıl yol vereyim diye düşünürken; arkama geçti ve hiç beklemediğim bir şekilde bacağımı ısırdı. Öylece dondum kaldım; ne bağırdım ne tekme atabildim. Zaten hayatta tekme mekme atmam, atamam. Öylece anlamsızca bakıyorum beni ısırmaya devam eden köpeğe. Kafamı kaldırdım sahipli köpeği sahibi salmış, bu sokak köpeğinin üzerine. O köpek sokak köpeğine atladı da benim sağ bacak kurtuldu; ben hala öylece dondum kaldım ama farkındayım, köpek diğer bacağımıda ısırdı ısıracak. Adamcağız uzaklaştırdı beni oradan ama ben o şokla koşmaya devam mı etsem falan derken, bir anda o acıyı hissettim. Hakkaten beni köpek ısırdı ve kemiğime kadar değişik bir acı başladı. Ben hala beni neden durup dururken ısırdı diye düşünüyorum - Neden? Nasıl?

Ben ki köpek dilini bilirim; ben ki sokak köpeklerine yardım ederim; başıma böyle birşey geldi. Üstelik beni ısıran köpek bizim Bebek Parkı'ndaki köpeklerden. Muhtemelen geçtiğimiz senelerde su, yiyecek verdiklerimden... Başlarında tinerci bir herif var! İnsanların bu adam ve köpekleri ile şikayetlerini hep duymuşluğum vardı; bu köpekler çok saldırgan, çeteleşmişler ve durup dururken insanlara saldırabiliyorlar diye. Asla inanmazdım; vardır bir sebebi derdim - Başıma gelene kadar!

Asıl olaylar şimdi başlıyor; eve geldiğimde yürüyecek halim yoktu, canım çok yanıyor ve burası Türkiye herşey olur burada diye düşündüğüm için, kuduz aşısı olmam gerektiğine karar verdim. Kuduz salgını olmayabilir (ki var) ama başka mikroplar vardır, insan tedirgin oluyor... Aradım Amerikan Hastanesini, Florence Nightingale Hastanesini... Yok! Kuduz aşısını sadece devlet hastaneleri yapıyormuş. Eyvah! O hastanelerin durumunu tahmin edebilirim diye düşünürken, bindim bir taksiye doğruca İstinye Devlet Hastanesine...

Acile daldım. Durumu anlatınca, doktora yönlendirdiler, iğne olmadan doktorun onayı etc lazım. Yürümem zor ama 2 kat çıktım, acının ve şımarıklığın verdiği güçle türbanlı takımı ite kaka doktorun odaasına ulaştım. Oradaki kuyruğu beklemeye niyetim yok - daldım doktorun odasına. Zaten bekleyenler bacağımı görünce yol verdiler. Birisi bana bağırsa ne olurdu bilemem... Neyse N. B. adında (ismini vermem doğru olmayabilir şu aşamada) genç bir doktor, yarama bakma ihtiyacı duymadan, benimle ilgili her hangi bir soru sormadan (antibiyotik kullanıyor muyum, belirli bir hastalığım var mı, ya da en azından neremden ısırdığını sor değil mi?) kuduz ve tetanoz aşısı reçetemi takvimiyle birlikte yazdı, ama önce git kayıt yaptır, öde dedi. Nasıl yani? Git gellerimi oynayacağız, yürüyemiyorum!!! Bir de kalabalık!

Uzatmaya gerek yok, kadın beni şöyle bir süzdü "sana iki doz kuduz yazıyorum dedi. Bilsem...Zaten 1 dozu ağır olan aşı, 2 dozda insanı inanılmaz halsiz bırakıyor, ama ne halsizlik... Neyse aldım, gittim aşımı olmaya, 2 kat aşağıya... Bu arada aşı ile ilgili bilgi veren yok. Mesela 24 saat yıkanmamam, alkol almamam, protein ağırlıklı yememem, üşütmemem falan gerekiyor. Ben bunları kendi doktorlarım ve Vito'mun veterinerinden öğrendim. Bana iğnemi yapacak hemşireye "Pardon bu aşılar taze midir, bir bakabilir miyim" diye sorunca "İstersen yapmayayım" diye beni bir haşladı! Orada sinirlerime hakim olamadım, ve arkasında duran genç kıza "bana sen aşıyı yap, bu karıyı istemem" dediğimi hatırlıyorum. Öbürüde sinirlendi gitti zaten. Kimbilir belki de kudurduğumu zannetmiş olabilir ilk hemşire...

Şaka bir yana, rezalet herşey ya! Tam anlamıyla felaket. İnsan böyle durumlarda emin ellerde olduğunu hissetmek istiyor. Ama doktorlar da, hastane personelide, hastalarda felaket. Ne görmüşler ki bulundukları konumu eleştirsinler, bu sisteme karşı durabilsinler? Bizim gibi görenlerde sadece vıdı vıdı konuşur... Bunu yazarken bile başladım bu memlekte sallamaya yine. Ne iğrenç şartlarda yaşıyoruz ya? Bu nasıl bir devlettir? Bunlara doktorluğu kim verdi? Hastaneler nasıl bu kadar dağınık olur? Nasıl insanlar o hastanelerde hallerinden memnun? - memnunlarki isyan etmiyorlar - tırnakları acısa hemen beleş doktora giden çok...Beleşçi, fırsatçı, koyun bir toplum... Ben bu kadar koyun olmak istemiyorum. Ama hakkını arayan cazgırlar gibi olmakta istemiyorum... Neyse bu konulara yazmayacağım.

Uzun lafın kısası, eli hafif Giresun'lu bir kız aşıyı yaptı. Yaptığı aşıların adını yazdı. Kuduz aşısı Hindistan'dan geliyormuş : Abhayrab! Kutularını ve son kullanma tarihlerini paylaştı. Hakikaten de iyi bir hemşire! O da en kısa zamanda Giresun'a dönecekmiş. İstanbul büyük bir hayal kırıklığı dedi. Haklı!

Neyse hastaneden çıktım, Arnavutköy karakoluna gittim. Sokak köpeği olduğu için şikayet edemiyorum. Zaten şikayet amaçlı gitmedim. Köpeği bulmama yardımcı olsunlar istedim; bunu da bana telefonla irtibat halinde olan ailem söyledi. Köpeği takibe almamız gerekiyormuş. Karakol'dan babamla birlikte belediyeyi aradık. Beşiktaş Belediyesi geldi, gittik beni ısıran köpeği bulduk ve onu aldılar. 10 gün gözaltında kalacak. Zaten bu 10 gün içinde hayvancağız sağ kalırsa, ben de son 2 aşımı olmak zorunda kalmayacağım. Ama haftaya 1 kere daha aşı olmam gerek. Zaten o aşıyı olmaya gittiğimde o doktora 2 çift lafım olacak. Bir tanesi ağır gelen aşıyı, nasıl 2 dozda bana uygulattı? 2 gündür 40 derece ateşle yatıyorum, kollarımı kaldıramadım. İkincisi nasıl bana bu aşının yan etkileri, arka ve ön etkilerini anlatmaz... Perişan perişan evde dolandım. Tabii bunun en güzel tarafı Yasmin'di. Annem de babam da çok destek oldular, ama Yasmin olmasa zor atlatırdım 2 günü. Yine beni güldürdü. Canım ablam, Tanrı da seni güldürsün ya :)))
Bu çocuğun (beni ısıran köpeğn) daha evvelden de sabıkası varmış, zaten google'da Bebek parkı köpekleri diye araştırınca çıkıyorlar hemen. Daha evvel ki vakaları da aynen benim gibi. Durup dururken ısırmalar... Onlara bakan tinerci herif, o da köpeklerini çok seviyor, çok seviyor ama bu kadar da olmaz ki. O köpekleri park içinde kontrol altına almaları gerekiyor. Hayır bir gün zararları daha büyük olacak ve onlar zarar görecek. Beni almaya gelen belediye işçileri de son derece derli toplu medeni gençlerdi. Hem tinerci adamı hem de beni ısıranı tanıyorlar. Ama ne kadar medeni olsalar da, yasalar saçma sapan. Beni ısıran 10 gün sonra yeniden aynı yere bırakılacak. Ben de farklısı olsun istemem ama ya bir daha beni ısırırsa...Ben bu korkuyla mı koşmaya gideceğim, nasıl yürüyüş yapacağız her sabah?

Koşmayı özledim, ve en az 1 hafta koşamayacağım. Vito'yu çok aradım. Canım oğlum sağ olsaydı keşke... Bu arada ne kadar çok kişi beni aradı, üzüldüğünü dile getirdi. Senelerdir haber alamadığım arkadaşlarım da beni aradı. Bir ara telefonlar durmadı, kapı zilim devamlı çaldı. Hepsi şoka girmiş, benim köpeklere olan yakınlığımı bildikleri için. Hepsi de çok üzülmüş. Sağolsunlar...

Ne yapmam gerekiyor? Nasıl bir çare vardır? Bu köpeklere zarar vermeden, onları nasıl kontrol altına alabiliriz? Belediye Başkanı'na mail attım. Bakalım cevap gelecek mi? Bir önerisi olacak mı?

Sizin aklınıza gelen bir şey var mı ne yapmam gerektiği ile ilgili?

8 yorum:

Sebnem'den dedi ki...

tatlıııım ya çok geçmiş olsun şimdi arıyorum seni...keşke daha önce haberim olsaydı ya....

Verda dedi ki...

Canım araman yeterli. Çok teşekkürler.

AES dedi ki...

Verdacım biz döndük, yazını okudum çok çok geçmişler olsun, durumu aziz nesin lik olarak niteliyorum allah devlet hastanelerine düşürmesin. ancak sevgili hükümetimiz yeni kararıyla malum ayakta tedavi yapan yerleri de kapatıyor artık iran daki gibi ahrem selamlık olan bir devlet hastanesinde tedavi göreceğiz.
tekrar çok geçmişler olsun
ersin

Tanya's dedi ki...

Canım verdacım ya..ne oldu sana böyle? bu delileri bu kadar cok severken yaw..dur arayacağım seni ben..öpüyorum

Verda dedi ki...

Ersincim, Tanyacım
Öncelikle geçmiş olsun dilekleriniz içi çok sağolun. Ben de çok üzüldüm. Ama olan oldu diyelim. SOnrasıyla hoşgeldiniz. Özledik ya. Bu sabahta Şeboyla konuştuk yine en kısa sürede bir araya gelelim diye. Gelelim lütfen... Her ikinizin de yanaklarınızdan öpüyor, en kısa zamanda görüşelim diyorum. Bu güzelim kar kalksın :( (hiç kalkmasa olmuyo mu)

Yurtdışı Eğitim dedi ki...

çok geçmiş olsun

Adsız dedi ki...

selam arkadaşım çok büyük geçmiş olsun aynı şey benim başıma dün geldi minik bir kedi ısırdı baya kanadı elim bişey olmaz diyerek geçtim bugün aynı kedi durduk yere birinin bacağını ısırmış kuduz aşısı yaptırmış sağolsunlar haber verdiler benimde içime şüphe düştü neyse hastaneye gidip sorunu anlattım doktorlar dururken hasta bakıcının biri aldı 2 iğneyi yaptı koluma dediğiniz gibi hiç bir şekilde bilgide verilmedi sadece ilacın boş kutusu verildi yarın tekrar kuduz bölümüne gidicem bakalım nolcak artık.

Servis dedi ki...

Değerli blog yöneticisi bloğunuzun uzun süredir takipçisiyiz ve önemli bilgiler veriyorsunuz. İş hukuku avukatı olarak başarılarınızın devamını dileriz.